BASIN YANSIMALARI

“Paper Press”

Almanya ve Türkiye arasındaki ili kilerin en gergin zamanında, ya ları 16 ve 25 arasında de i en Türk müzisyenler Berlin’e geldi ve insanın kalbine derinden dokunan kaliteleri, heyecanları, yalnız kendi ülkelerinden getirdikleri müziklerde de il, Strauss, Çaykovski ve Dvorak’ın eserlerinde de dinleyicileri etkiledi. Orkestra “Demokrasi Laboratuarı“nda, müzikal çalı malarının yo unlu u yoluyla birlikte ya am, saygı, sorumluluk konularında nasıl anla abileceklerini gösterdi. Etkileyici… Konser öncesi “Müzik ve Kimlik” konulu panel de müzi in sosyal rolü ile ilgili panel de öyle. TUGFO , bir konserle, Alman/Türk ili kilerinde aylardır diplomatik giri imlerin yapamadı ını ba ardı.

“Berliner Tagesspiegel”

Konserin ilk ba ında Richard Strauss’un “Don Juan”ının güçlü, kusursuz icrasıyla Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası‘nın yolculu u ba lıyor. Cem Mansur’un gençlik fı kıran enerjisi, ba arısının anahtarı. Onun yönetimi sihirli bir ekilde repertuarı hayata geçiriyor.

“İeri, Oggi, Domani”

Ustaca ve incelikli yönetimiyle Mansur orkestradan geni bir renk yelpazesi olu turuyor. Don Juan’ın tüm renklerinin kusursuz bir yansıması. La Forza del Destino uvertürü hiç bu kadar çarpıcı bir ekilde ya anmamı tı. Dramatik ve lirik özellikler, tüm güçleri ve yo unluklarıyla etkileyiciydi.

“Berliner Morgenpost”

Bir İnşaatta Yoğun Çalışmalar Gibi…

Konzerthaus’ın önünde Türk bayrağı asılmış…Her orkestranın, Young Euro Classic festivaline kendi ülkesinden genç bir bestecinin eserinin ilk seslendirişini yapması güzel bir gelenek. Sinem Altan’ın Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası tarafından prömiyeri yapılan eserinin adı “Hafriyat”. İnsanın toprakla ilşkisini anlatan altı dakikalık müzik, Çalgıların en koyu renkleriyle işlenmiş vahşi ritmleriyle, bir inşaat alanının yoğun çalışmalarını akla getiriyor.

TUGFO 2007de kurulmuş ve Avrupa’nın en önemli merkezlerinde Türkiye’nin gerçek bir elçisi olmuş.

Kurucuları olan Cem Mansur, Berlin’e bu gelişlerinde ağır bir senfonik eser yerine müzikal resim ve öykülerden oluşan bir program seçmiş. Mussorgski’nin “Soroçinski Panayırı” ve Debussy’nin “İbéria”sını küçümsememek gerekir. Sürekli değişen ritim ve renkler ve nefesli çalgılar için zor sololarla dolu eserler bu genç Türkler için hiçbir sorun oluşturmuyordu.

Orkestranın artık iyi bilinen sıra dışı enerjisi ve müzik yapma sevinci, Stravinski’nin Petruşka”sında iyice kamçılandı. Dinleyicilerin hayranlık dolu tepkisinin ödülü, üç tane heyecan verici bis parçasıydı.

“Berliner Tagespiegel”

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası bu yıl Young Euro Classic festivali için dans etkileri taşıyan bir program seçmiş.

Bu parlak genç müzisyenler, keyif ve renkli çalışlarının yanı sıra Sinem Altan’ın “Hafriyat” ında olduğu gibi, doğanın ve insanın çatışan diyalektiğine de ses vermeyi biliyorlar.

Cem Mansur, orkestrayı emin bir şekilde yönetirken müzisyenlere kendilerini ifade etme özgürlüğünü de tanıyor. Yaylıların büyüleyici tonuna karışan parlak nefesliler, farklı grupların ve solistlerin dengeli birlikteliği bu orkestranın güçlü yönü. Stravinski’nin “Petruşka”sında bu çok belirgin şekilde ortaya çıkıyor. Her perküsyon vuruşu, her mırıldanma, her parlak nefesli çıkışı insanı ortaya çıkmakta olan bir parti atmosferinin içine alıyor.

TUGFO, analog müziğin “Berghain” ına dönüşüyor sanki (Berghain, Berlin’in en dinamik dijital müzik ortamı) Onlar çalarken, insanın yerinde durması imkânsız.

2014-basin1

“Lo Spettacolo”

“…Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, Cem Mansur’un bilgece yönetiminde, “Tosca” gibi teknik, duygusal ve anlatım yoğunluğu açısından zor bir partisyonun üstünden parlak bir şekilde geldi. Özellikle yaylıların ancak bu kadar sağlam bir hazırlık ve ciddiyetle erişilebilecek düzeyi etkileyiciydi. Genç yetenekler bizde de var, ancak sanat politikamızı gözden geçirmemiz gerekiyor…”

“Messina News”

“Yirmi dakikalık alkış…

İlk iki temsilinde yirmişer dakika boyunca alkışlanan “Tosca” nın üçüncü temsili için beklentiler yüksek. Festival Euro Mediterraneo prodüksiyonları sadece temsilleri izleyen binlerce kişiye değil, televizyonda dünya izleyicisine ulaşıyor.

Festival direktörü, en yüksek uluslararası kaliteyi sağlamak için, geçen yılki konserlerinden tanıdığı, Cem Mansur gibi yüksek çapta bir şefin kurduğu Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nı davet etti. Bu topluluk, olağanüstü becerisi ve ses dengesi ile operanın orkestra performansının sıra dışı olmasını sağladı.”

“Blogsicilia”

“Cem Mansur, birinci sınıf bir orkestra olan Türkiye Gençlik Filarmoni’yi, müzikal yoğunluğu ve anlatım zenginliğiyle hiç kolay olmayan bu eserde yönetti. Orkestranın her grubu, çok sağlam bir hazırlığın sonucunda ortaya çıkan disiplinli bir çalış sergiledi.”

“Blogtaormina”

“…..Asıl övgümüz, Cem Mansur tarafından 2007 yılında kurulan Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’na. Orkestra, sahnedeki her ana yaşam verdi, gözümüzün önünde cereyan eden olayları resmeden fırça işlevini gördü. Orkestranın kusursuzluğunun bu kadar önemli olduğu bir operada, çalışlarındaki ustalık ve yoğunluk görmezden görülecek gibi değildi…”

“Il Corriere della Musica”

“Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın Puccini sınavı, yaz festivallerinde bazen beklemeye alıştığımız orkestraların çok ötesindeydi. Mansur, dikkate alınması gereken bir yorumla, orkestranın, Puccini tiyatrosunda başrolde olduğunu hatırlattı. Önemli olan her anın orkestra tarafından haber verildiği, altının çizildiği ve işlendiği bu eserde 20 ve 21inci yüzyılın büyük şefleri orkestranın önemini vurgulamıştı. Bu yaklaşımın bir klişe olmadığını görmek için, Mansur’un yorumuyla “Vissi d’Arte” sahnesini dinlemek yeterli olurdu. Normalde teatral akışı askıya alan bu sahne, bu yorumda, sesleri de dâhil eden devasa bir senfonik şiir içindeki bir intermezzo rolünü üstleniyordu. Mansur’un yönetiminde temalar, bir tür “senfonik scan/tarama”ya tabi tutuluyordu ve sesler tarafından devralındığında bile cümle olarak bütünlüklerini koruyordu.

Dramatik açıdan etkili olduğu kadar duygusal açıdan da toparlayıcı bir okuma… Böyle bir yorum, operaya olağanüstü tutarlı bir akıcılık kazandırıyor.”

“Bellini News (Tosca)”

“TGFO, Cem Mansur’un dinamik ve titiz yönetiminde dengeli, parlak renklerle iyi kaynaşmış bir topluluk olduğunu gösterdi. Nefesli çalgıların düzgün ve yoğun çalışı özellikle şaşırtıcıydı.”

“Bellini News (Konser)”

“Cem Mansur’un enerjik yönetimindeki Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, ilk yarıda ortaya koyduğu,  övgüye değer kalitelerini daha da yükseltti ve Mussorgski’nin “Bir Serginden Tablolar” eserinde renklerle ve cümleler düzeyinde çok tutarlı bir orkestra olduğunu gösterdi. Bu parlak ve değerli Türk gençlerinin ellerinde bu başyapıt, Sicilya’nın bu önemli anıtının içinde yeniden yaşam buldu.”

“Bellini News (Konser)”

“Türkiye Gençlik Filarmoni’nin Alman bestecilerine ayrılan son konserinde Cem Mansur, topluluğu büyük dikkat ve zerafetle yönetti. Bu sağlam ve tutarlı orkestra, Beethoven, Strauss ve Wagner’in eserlerinde bütün olumlu özelliklerini sergiledi. Bis olarak çaldıkları Glinka’nın “Russlan ve Ludmilla” uvertüründeki coşku görmeye değerdi.”

 

2014-basin2

 

2014-basin3

 

“Blog Sicilia”

“Bellini Festivali, Mintz Taormina’yı büyüledi…

Ünlü kemancı Shlomo Mintz ve prestijli Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, beşinci Bellini Festivali’nin kapanış konserini başarıyla verdi. Dinleyiciler, Beethoven’in konçertosu sonunda Mintz’i on dakika boyunca alkışladı. Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası da uluslararası sahnelerde dinleyicileri büyüleyen olağanüstü profesyonellik ve disiplinlerini bir kez daha kanıtladı. 16-22 yaşları arasındaki 100 yetenekli genç, orkestranın kurucusu Cem Mansur’un yönetiminde Bellini’nin “Norma” ve Rossini’nin “Guiglielmo Tell” uvertürlerini, Verdi’nin “Macbeth” bale müziğini, Kodaly’nin “Galanta Dansları”nı ve Türk bestecisi Tüzün’ün eserlerini seslendirdi.”

“Tempo Stretto/Messina”

“Kemancı Shlomo Mintz ve Türkiye Gençlik Orkestrası’nın büyük başarısı…

Beşinci Bellini Festivali’nin en beklenen konserlerinden biri Pazartesi günü gerçekleşti. Lorin Maazel’in yönetiminde tüm senfonilerinin seslendirildiği 2009 festivalinde başlayan Beethoven çizgisi, keman konçertosuyla sürdü.

Bellini’nin “Norma” uvertürüyle başlayan Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, büyük çeşitlilik gösteren program boyunca her stilin hakkını verdi. Orkestra, Verdi, Rossini, Kodaly ve Tüzün’ün eserlerinde Maestro Cem Mansur’un yönetiminde, ünlü salonlarda alkışlanan müthiş beceri, disiplin, heyecan ve enerjisini gösterdi.”

“İl Giornalde di Vicenza”

“Türkiye Filarmonisi, Beethoven’i yücelten gençlik heyecanı…

Çok özel ve mükemmel bir konser. Tamamen dolu bir Teatro Filarmonico’da genç müzisyenler ve büyük kemancı Shlmo Mintz, Mansur’un muhteşem yönetiminde eserleri şiirsellik ve virtüozlukla donattılar.

Teatro Filarmonico’nun sahnesinde “Genç Türkler.” Italya’nın günlük siyaseti hakkında hastalıklı bir talk-show’dan sözetmiyorum. Burada incelik, çalışma ve tutku, bir senfoni orkestrasının mikrokosmosunda heyecanla birarada. Bu genç Türkler, bizim buralarda bu sıfattan anlaşılanın aksine, gerçekten gençler. 18,20, en fazla 22 yaşındalar. Evrensel müziğin aracılığıyla dünya vatandaşılar. Sade, tutkulu ve çekiciler. Engin uluslararası deneyimi olan Cem Mansur tarafından kurulan orkestra, gelenekten beslenen ama onunla yetinmeyen gençlik orkestralarının dünyanın her yanında müziğin tadı, tuzu olduğunu hatırlatıyor. Gittikçe artan bir şekilde dünya sahnelerinin büyük isimleri gençlerin yanında yer alıyorlar. TGFO, Italya turnesinin son durağında dopdolu bir salon ve meraklı bir dinleyici kitlesinin önüne büyük kemancı Shlomo Mintz ile çıktı.  Mintz, Beethoven konçertosunun sonunda, onu alkışlayan dinleycilerden çok, alkışlara katılan genç müzisyenleri kutladı ve onlarla şakalaştı. Dolu ve ilginç bir program dinledik. Beethoven’in eserlerinden oluşan ilk yarı,  (muhteşem “Leonora” uvertürü ve konçerto) ve daha eklektik bir eser seçimini yansıtan ikinci yarı. Konçertoda Mansur ve Mintz, eserin lirik özelliklerini vurgulayan geniş bir tempoyu tercih etti. Gerektiği kadar dolgun bir sesle eşlik eden orkestrada yoğun ve içe dönük güzel bir renkle çalan yaylılar ve gerektiğinde öne çıkan nefesli soloları (özellikle solistle başarılı diyaloğunda Fagot) dikkat çekti. Bu yorum, uvertürdeki sert ama çok cazip bir enerjiyle tezat oluşturdu.

İkinci yarıda sahne tamamen, tüm gruplara öne çıkma fırsatı veren eserler sayesinde (kızların çoğunlukta olduğu) genç Türklerindi. Tüzün’ün Süiti, iki dünya savaşı arası Alman müziğinin etkilerini yerel renkler ve Akdeniz duyarlılığıyla biraraya getirişiyle ilginçti.

Kodaly’nin “Galanta Dansları”ndaki kusursuz beraberlik, parlak renklerle tamamlanmıştı.

Mansur, sıra dışı ama etkili vücut diliyle bütün programı dikkat ve titizlikle yönetti ve bu müthiş projenin oluşmasının temelindeki teknik ve müzikal çalışmayı ortaya koydu. Bir alkış yağmuruna cevap bis olarak çalınan, Verdi’nin Macbeth dans müziği idi.”

“La Reppublica”

“Genç Türkler İtalya’yı Fethetti…

Genç Türkler derken, Sultan Abdülhamid’i deviren modernlik yanlılarından söz etmiyorum. Bu “devrimciler”, ciddi ama samimi yüzleriyle 100 gençten oluşan Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın üyeleri. Orkestranın şefi Cem Mansur’un idealine göre bu genç orkestranın bir “Demokrasi Laboratuvarı” olması gerekiyor. Gençler, 12 gün boyunca İtalya’yı baştanbaşa geçerken, büyük disiplin ve heyecanlarıyla dinleyicileri etkilediler. Turnenin doruk noktası Roma’da Parco della Musica’nın, büyük salonundaydı. Orkestranın seçkin konuğu, ünlü kemancı Shlomo Mintz idi. Genç müzisyenler onun olgun ve sağlam kemancılığına tanık oldular. Mansur’un aldığı rahat tempo, müziğin şiirsel derinliğine hizmet etti. Genç müzisyenler,  Brahms’ın Birinci Senfonisinde, şaşırtıcı bir lirisizm gösterdiler.”

“İl Tempo”

“Genç Müzisyenlerden Alınacak Dersler…

Bugünlerde İtalya turnesinde olan Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın başarısının sırrının ipucu, topluluğun biyografisinde var. Birlikte müzik yapma yoluyla kazanılacak toplumsal ve kişisel gelişim, kendini bir ”Demokrasi Laboratuarı” olarak gören orkestrada son derece belirgin. Büyük çeşitlilik gösteren repertuarında tecrübesini Roma’nın Santa Cecilia salonunda gösteren orkestra, Shlomo Mintz’e, Beethoven Konçertosu boyunca konsantrasyon ve disiplinle eşlik etti. Rossini’nin en senfonik uvertürü “Guglielmo Tell”, büyük beceriyle icra edildi. Gençler, büyük zorluklar içeren Brahms’ın Birinci Senfonisi’nin üstesinden çoşkuyla geldiler.”
 

“Nachrichten.at”

“Pazartesi akşamı, Brucknerfest’e çok özel, “Birinci Sınıf” bir orkestra konuk oldu: Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası. Gerek teknik düzeyi gerekse müzikalitesiyle bu orkestranın, Avrupa’nın önde gelen gençlik orkestralarıyla kıyaslanmaktan çekinmesine hiç gerek yok.  Hatta tam tersini söylemek mümkün! Müthiş bir motivasyon, sağlam temelleri olan   bir müzik yapma sevinciyle biraraya gelmiş.. Hindemith’in “Mathis der Maler” Senfonisi gibi son derece zor bir eserde bile orkestranın olağanüstü kalitesi kendini gösterdi. Parlak yaylılar, inanılmaz temizlikteki nefesliler, güçlü bakır çalgılar ve etkileyici vurmalılar. Cem Mansur’un yoğun yönetimiyle ortaya çıkan duyarlı bir beraberlik. Şef, Berlioz ve Bartok’ta güçlü çalışa eşlik eden bir yumuşaklıkla en yüksek derecede “müzik çıkarmayı” başarıyor.”

“Klassikbegeisterung Webarchive”

“100 Genç müzisyen konserin hemen başından bizi Ferit Tüzün’ün “Türk Kapriçyosu” ile büyülediler.  Cem Mansur’un koruyucu ve dikkatli yönetimindeki çalışları bize Venezuela’lı Simon Bolivar Orkestrası’nı anımsattı. Dvorak’ın “Yeni Dünya Senfonisi”nde her çalgı grubunu, ayrtıntılarıyla tertemiz duymak etkileyiciydi. Festival yönetiminden ricam, bu ilginç ve desteklenmeye değer orkestrayı yeniden davet etmeleri.“

“Augsburger Allgemeine”

“Genç yetenekler, Dvorak’ın senfonisinin son akoruna kadar birlikte çalma sevinçlerini korudular. Çılgın alkışlar, becerilerinin belirgin sonucuydu. Kültüre yatırım gerçekten değiyor. Orkestra ve solistler, salonu tamamen dolduran dinleyicilere, duyarlılık ve beraberliğin bir konserde nasıl olabileceğini gösterdiler.”

“Leverkusener Anzeiger” Bonner Rundschau 21.9.2012

“Yaşları 16 ve 22 arasındaki gençler, müzikal entegrasyon konusunda iki saatlik bir ders verdiler. Bu dev topluluğun yaylı çalgılarının gücü özellikle etkileyiciydi. Ünlü piyanist Bernd Glemser’in performansı bile bunun yanında nerdeyse ikinci planda kalıyordu.”

“Bonner General-Anzeiger 21.9.2012”

“Genç Türkler Podyumu Fethetti…

Beethovenfest, çok yünlü bir program sundu: Türkiye Gençlik Orkestrası’nın sahneye çıkışında ilk duyulan, İstanbul’un modern ritimleriydi. Çarşamba akşamı Beethovenhalle’deki konser, şüphesiz festivalin zirvelerinden birini oluşturdu.”

“(Nerdeyse) Her şeyi Yapabiliyorlar”

Türkiye Gençlik Orkestrası Beethovenhalle’de… Herşeyi beceririz, klasikleri bile”. Türkiye Gençlik Orkestrası’nın Beethovenhalle’deki dinleyicilere mesajı buydu. Gerçekten de klasikleri iyi biliyorlar. Beethoven’dan Bartok’a kadar batı müziğinin tarihi içinde bir geziye çıkıldı. Ilk seslendiriş olarak da Erhan Tanman’nın “Trafik” adlı eseri vardı.  Beş yıldır  Türkiye’in en başarılı konservatuar öğrencilerinden kurulan orkestra,  festival konserinde ne üst düzeyde ve  teknik olduğu kadar müzikal açıdan da olgun  bir topluluk olduğunu gösterdi. Beethoven’in Üçlü Konçertosu’nda orkestra, Cem Mansur’un yönetiminde kusursuz ve sağlam bir şekilde görevini yerine getirirken,  Bartok’un Dans Süiti’ndeki karmaşık yapıyla başa çıkışları hayranlık vericiydi. Ravel’in “Bolero”sunda zirveye kontrollü ve etkili bir çıkışla ulaşıldı. Richard Strauss’un “Rosenkavalier” valslerinde heyecenla çalınan gürültülü pasajların yanısıra şeffalık ta vardı.”

“Taraf Gazetesi – Özlem Ertan”

“Bolşevik Devrimi’nden sonra orkestraların şefsiz de var olabileceğini düşünmüş birileri. Bu birileri, “Müzik üretimine doğrudan katılmayan, eline bir baget alıp sahnenin üzerindeki platforma çıktıktan sonra müzisyenlere komut veren birine neden ihtiyaç olsun ki? Müzisyenler ne çalacaklarını bilmiyorlar mı sanki?” demiş ve şefsiz orkestra düşüncesini hayata geçirmişler. Her ne kadar besteciler, eserin nasıl, hangi tempoda çalınması gerektiği konusunda nota kâğıtlarına ipuçları bırakıyor olsalar da, eski Sovyetler Birliği’ndeki şefsiz orkestranın 100 küsür müzisyeni, bestecinin bıraktığı ipuçlarıyla tam olarak ne demek istediği ve eserin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda bir türlü fikir birliğine varamamışlar. Sonunda “her topluluğun bir lidere ihtiyacı olduğu gibi orkestraların da şeflere ihtiyacı var” yargısında birleşmişler.”

Bu laboratuvar herkese lazım…

Ancak bu demek değil ki, liderler diktatör olsun ve kendi doğrularını herkese benimsetmeye çalışsın. Orkestra şefleri de dâhil olmak üzere liderler, başında oldukları topluluğun uyum içinde birarada yaşamasını, topluluk üyelerinin birbirlerini daha iyi anlamasını sağladığı ölçüde liderdir aslında. Lider, herkesin sesine kulak verir ve grup üyelerinin birbirini dinlemesini sağlar.

Sovyetler Birliği’ndeki şefsiz orkestra denemesiyle ilgili öyküyü Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’yla birlikte turneye çıkmaya hazırlanan şef Cem Mansur’dan, 6 eylül akşamı İstanbul’daki Fulya Sanat Merkezi’nde yapılan “Demokrasi Laboratuarı”nda dinledim. Önceki akşam “Başkentler Turnesi”nin ilk konserini, Cem Mansur yönetiminde Aya İrini’de veren Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, 6 eylülde “Demokrasi Laboratuarı” adlı açıklamalı bir konserde dinleyiciyle buluştu. Türkiye’deki farklı konservatuarlarda okuyan gençlerden kurulu orkestradan Richard Strauss’un Rosenkavalier Valsleri ’ni, Sergei Rahmaninov’un Senfonik Danslar’ını ve Maurice Ravel’in Bolero’sunu dinlemek çok güzeldi. Müzisyenlerin eserleri, nice profesyonel orkestrayı aratmayacak kadar güzel yorumladıklarını ve gençliklerinden, işlerini çok sevmelerinden kaynaklanan ışığı yüzlerinde görmek de…

Orkestradan demokrasiye
Eser aralarında orkestraların işleyişinde, ideal bir toplum düzeni ve demokrasi için ne kadar çok ipucu bulunduğunu anlatan Cem Mansur’a ve klasik müziğe herkes kulak verse keşke. Orkestra, birbirini dinleyen insanlardan kuruludur, diğerlerini dinlemezlerse yaptıkları müzik değil karmaşa olur, tıpkı Cem Mansur’un dediği gibi saksofon gibi klasik müzik enstrümanı olmayan bir “öteki” bile senfoni orkestrasıyla uyum içinde kendi sözlerini söyleyebilir. Gerçekten de orkestralardan ve müzikten öğrenmemiz gereken çok şey var değil mi?

Avrupa başkentlerinde
Cem Mansur’un kurduğu, 2011’den itibaren Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın çatısı altında ve Sabancı Vakfı’nın desteğiyle varlığını sürdüren Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın “Başkentler Turnesi” önceki akşam İstanbul Aya İrini’de başladı. Orkestranın sonraki durakları ise şunlar olacak: 12 eylül Ankara, 14 eylül Lahey, 16 eylül Amsterdam, 17 eylül Berlin, 18-21 eylül Bonn, 22 eylül Brüksel.”